Ateş kes mi? – 4
http://www.1news.com.tr/yazarlar/20110524114755092.html
Araz Aslanlı
1994 yılının Ocak-Mart dönemi küçük çaplı saldırılar, AGİT ve Rusya’nın arabuluculuk girişimleriyle geçmiştir.
Rusya AGİT Minsk Grubu üyesi olsa da devamlı olarak barışın sağlanması için kendi planına daha çok üstünlük vermekte ve bununla da bölgedeki eski nüfuzunu sağlayacağını düşünmekteydi. Rusya’nın girişimleri içinde en önemlileri Moskova’da 18 Ocak 1994’te Rusya Dışişleri Bakanı Kozırev’le Azerbaycan Dışişleri Bakanı Hasanov arasındaki ve 20 Ocak 1994’te Rusya ve Ermenistan Dışişleri Bakanları Kozırev ve Hovanisyan arasındaki görüşmeler, 4 Şubat 1994 tarihinde Macaristan’da “Minsk Dokuzlusu”nun AGİT Minsk Konferansı’nın yeni başkanı İsviçreli Yana Eliasson’la görüşmesi, 18 Şubat 1994’te Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Savunma Bakanları arasında Moskova’da yapılan görüşme sonrasında protokol imzalanması, 28 Şubat – 1 Mart 1994 tarihlerinde Rusya Savunma Bakanı Yardımcısı ve devlet başkanının yetkili temsilcisinin Bakü ve Erivan’ı ziyaretleri olmuştur.
31 Mart – 3 Nisan 1994 tarihlerinde BDT Parlamentolararası Kurulu temsilcisi olarak Kırgızistan Yüksek Meclisi Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı Özel Temsilcisi Bakü’yü, Erivan’ı ve Azerbaycan’ın Hankendi’ni ziyaret etmiştir. 9 Nisan’da Ermenistan güçleri Terter rayonuna yaklaşık bir ay süren ağır çaplı saldırı başlatmıştır. 15 Nisan’da Moskova’daki BDT Devlet Başkanları Zirvesi sırasında Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan Devlet Başkanları bir araya gelerek sorunu görüşmüştür. BDT Devlet Başkanları Zirvesi sırasında ayrıca, “Dağlık Karabağ bölgesi ve çevresindeki olaylar” konusunda ortak bir bildiri yayınlanmıştır.
26 Nisan- 2 Mayıs 1994 tarihlerinde AGİT heyeti bölgeyi ziyaret etmiştir. 4-5 Mayıs 1994 tarihlerinde, Bişkek’te BDT Parlamentolararası Kurulu çerçevesinde Kırgızistan Parlamentosu ve Rusya Dışişleri Bakanlığı temsilcileri, Ermenistan ve Azerbaycan Parlamento başkanlarını ve eski DKÖB’nin Türk ve Ermeni nüfusunun temsilcilerini bir araya getirmiştir. Bu görüşme sırasında barışa yönelik bir adım olarak 5 Mayıs 1994’te “Bişkek Protokolü” imzalanmıştır.
Protokolde kısaca, eski DKÖB ve onun çevresindeki çatışmaların Azerbaycan ve Ermeni halklarına ve bölgenin diğer halklarına zarar verdiği, 14 Nisan 1994 tarihli BDT Devlet Başkanları Zirvesi’nde silahlı çatışmaların durdurulması ve uzlaşmaya varılmasının desteklenmesi, Parlamentolararası Kurul’un ve BDT’nin bu yöndeki çabası, BM ve AGİT’in sorunun çözümü konusunda aldığı kararların (her şeyden önce Güvenlik Konseyi’nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarının) uygulanması gerektiği vurgulanarak, 18 Şubat 1994 tarihinde Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya Savunma Bakanları arasında Moskova’da imzalanan protokole değinilerek, 8 Mayıs’tan 9 Mayıs’a geçen geceden itibaren ateşin kesilmesi, bazı diğer sorunlarla beraber mültecilerin yurtlarına dönüşünün sağlanması konusunda uzlaşmaya varıldığı ifade edilmekteydi. 9 Mayıs 1994’te Azerbaycan ve Ermenistan Savunma Bakanları arasında ateşkesle ilgili anlaşma imzalanmıştır. 12 Mayıs 1994’ten itibaren ateşkes rejimi uygulanmaya başlamıştır. Bu gelişmeyle birlikte Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına yönelik işgalci saldırılarına ve iki ülke arasında yaşanan savaşa resmen ara verilmiştir. 1994 ateşkesinden günümüze kadarki dönemde sık-sık ateşkes ihlali yaşanmasına ve bazen bu ihlallerin savaşa dönüşeceğine ilişkin beklentiler oluşmasına rağmen, ateşkes hali günümüze kadar süregelmiştir.
1994’den günümüze kadar hemen hemen her gün (taraflar, birbirlerini ateşkesi haftada yaklaşık 100 kere ihlal etmekle suçlamaktadırlar) edilmesi nedeniyle ateşkesin ne işe yaradığı devamlı sorgulanmıştır. Ateşkes ihlal edilmesi sonucu her iki taraftan çok sayıda asker ve sivil ölmüş ve yaralanmıştır. Karşılıklı olarak esir alma durumları söz konusu olmuştur. Bazı dönemlerde ise ateşkes ihlallerinin yoğunlaşması savaşın başlayabileceği uyarılarına neden olmuştur. Örneğin, 10 Eylül 2009 tarihinde Ağdam yönünde saldırıya geçen Ermenistan ordusuna Azerbaycan tarafının karşılık vermesi sonucu 5 Ermenistan askeri öldürülmüş, 10’uysa yaralanmıştı. Keza 2010 yazında Ermenistan’ın ateşkesi ihlali sonucu çıkan geniş çaplı çatışma da, 5 Ermenistan askerinin ölümü, onlarca askerin ise yaralanmasıyla sonuçlanmıştır. Çatışma sonunda daha sonra Azerbaycan’ın milli kahramanı ilan edilen Mübariz İbrahimov’un cenazesi Ermenistan ordusunun kontrol ettiği bölgede kalmıştır. Daha sonra çıkan çatışmalarda yine Azerbaycan ve Ermenistan ordusunun askerlerinin cenazeleri karşı tarafların kontrol ettiği bölgelerde kalmıştır. Cenazelerin iadesi sadece 27 Ekim 2010`da, Rusya`nın Heşterhan kentinde gerçekleştirilen üçlü görüşmede imzalanan anlaşmayla sağlanabilmiştir. Ateşkesin güçlendirilmesine ilişkin görüşmeler yoğunlaşırken (5 Mart’ta devlet başkanları arasında bir üçlü görüşme daha yapılmıştı) 8 Mart 2011 tarihinde Ermenistan ordusunun keskin nişancısı bir kısmı Ermenistan’ın işgali altında olan Ağdam bölgesinin işgal edilmemiş Şıhlar köyündeki 9 yaşındaki çocuk kafasından vurarak katledildi.
Görüldüğü üzere ateşkes anlaşmasına rağmen ateş pek de kesilmiş değil. Ermenistan için elde ettiklerini yasallaştırmanın, Azerbaycan için ise zorunlu olarak uygun zamanı beklemenin aracı olarak görülen ateşkes anlaşması savaş riskini canlı tutuyor. Ermenistan Azerbaycan topraklarını işgali altında tutmaya devam ediyor. Sorun ise çözümsüz duruyor. Bir de ortada acı ve bölgeyi biranda savaşın ve küresel bunalımın içine çekebilecek Ağustos 2008 olayları deneyimi var. Koşullar bu kadar açıkken arabulucuların, eğer gerçekten kalıcı barış ve istikrar peşindeyseler, işgali sona erdirmek için daha kesin adımlar atmaları gerekmiyor mu?